Görsel algımızın sonuç fotoğraftan bir farkı da fiziki dünyayı kadrajsız algılamamızdır. Fotoğraf çekmeden bir saniye öncesine kadar kadrajsız olarak algıladığımız herhangi bir durumu vizörü gözümüze dayadığımız an kadrajlı görmeye başlarız. Kadrajımızın sınır çizgileri ve o çizgilerin içinde kalanlar, sizin fotoğrafınızın biçimini oluşturur. Etkili bir kadraj, “Seyirciye, gördüklerimizden neyi göstermek istiyoruz?” ve “Ne anlatmak istiyoruz?” sorularına verilen cevaplar sonucunda oluşur. Doğru kadraj diye bir tanım yoktur. Önemli olan, sizin kafanızdan geçenlerdir ve bunu etkileyici bir şekilde seyirciye iletmektir. Kadrajımızın içindeki lekeler, şiiri oluşturan kelimeler gibidir. Rastlantısal olarak kadraj içinde olmamalıdırlar. Çekerken veya çekilmiş fotoğraf arasından seçim yaparken, fotoğrafçı istediği için seyirciyle buluşabilir. Nasıl etkili bir şiiri oluşturan mısralar için bu kelime gereksiz veya yeri yanlış diyemiyorsak, fotoğrafın kadrajı içinde aynısı geçerlidir.
Fotoğraf çekerken yaptığımız bir seçim de fotoğrafı çektiğimiz açıdır. Günlük hayat içinde algımız işlevseldir. Mesela, “Bardak” dediğim zaman birçok insanın ilk aklına gelen görüntü, günlük hayat içinde bardağı kullanırken gördüğümüz görüntüdür. Bu görüntü ya üstten ya da yandan olan bardak görüntüsüdür. Bardak denilince çok az kimsenin göz önüne bardağın altı gelir. Oysa etkili bir fotoğraf için işlevsel olmak yetmez. Aynı zamanda fotoğrafımız estetik bir gücü olmalıdır. “Estetik” kelimesi, aklınıza yalnızca güzel kavramını getirmez umarım. Mantık ve “etik”le beraber “estetik” felsefe disiplininin bir başlığıdır ve “güzel” kelimesine hapis olmayacak kadar zengin bir içeriğe sahiptir. Estetik kavramı üzerine konuşmayı bir sonraki İnce Eleğe bırakıp, tekrar çekim açısına dönelim.
Çekim açısı, kadraj ile beraber izleyiciye neyi, nasıl göstereceğimizi belirler ve sınırlandırır. Bu yüzden fotoğraf çekerken veya seçerken rastlantılara bırakılmayacak kadar önemlidir. İçerikle bütünleşecek şekilde belirlenmelidir.
Her fotoğraf için aklımızdan geçen “Deklanşöre ne zaman basmalıyım?”, “Nasıl bir kadraj yapmalıyım?”, “Neden bu açıdan fotoğraf çekiyorum?” sorularına verdiğimiz cevaplar, fotoğraflarımızın biçiminin nasıl olacağını belirler. Ortaya çıkan bir fotoğraf, herhangi bir kompozisyon kuralının bir sonucu değil, fotoğrafçının o fotoğrafı seyirciyle buluşturana kadar sahip olduğu tüm birikimlerin bir sonucudur.







