.
Gemsiz Düşler Fenomeni "Mikrofotoğraf"
Küçük bir çocukken, evimizin arkasındaki banka uzanır ve gökyüzündeki bulutları izlerdim. Sürekli form değiştirir; tavşan, horoz şekeri, kalp, kelebek gibi şekillere bürünürlerdi. Kimi zamansa toprağa oturur; siyah benekli kırmızı kum böceklerini, solucanları, karıncaları merceğimle takip ederdim. Yusufçukların valsi, kuşların serenadı, çiçeklerin güneşe dönmesini izlemekle geçen şanslı bir çocukluktu benimkisi. Rahmetli babam ‘koçluk kuzu çiğde belli olur; sen inceleyici olacaksın’ demişti. Yıllar sonra, oğluma sorulan “annen ne iş yapıyor?” sorusunun yanıtı “hücre bakıcısı” olacaktı…
.
Bugün fotoğrafla ilgilenen her bireyin çok öncelere dayanan, farkında oldukları ya da olmadıkları uzun bir süreçten geçmiş olduklarına inanıyorum. Benim için de mikrofotoğrafta nesnel görüntüleri göründüğünden farklı algılamak, düşsel formlarla birleştirmek ve subjektif algımı ortaya koymak, bu sürecin sonucu olarak ortaya çıkan fotoğraf algısı haline dönüştü.
Mikroskoptaki düşler dünyası ve doğanın eşsiz yapılanması iki farklı düzlemde birbirlerini tamamlayan, ortak noktaları oldukça fazla olan, gerçek, bir o kadar da estetik görüntüler sunar. Mikroskopla tanışmadan önce doğanın kendini sürekli yenilemesini izlemek, mikroskop fotoğrafçılığına yönelmemin en temel nedeni oldu diyebilirim.
.
Mikroskop görüntülerinde o güne kadar doğada gördüklerinizle örtüşen; ancak nesnel gerçekliğinden uzaklaşarak farklı biçimlere bürünen ve sanki doğanın soyutlamalarını çağrıştıran sanatsal efektlerle dolu bir fenomenle karşılaşırsınız. En heyecan verici yanı ise, o efektlerin aslında size, yani bir insana ait olduğu fikridir. Derin düşündüğünüzde doğayla bir bütün ve ondan bir parça olduğunuz fikri müthiş bir duygu uyandırır.
Mikroskop fotoğrafının gizemli yanlarından biri de, içerik ve estetik yanıyla, çağrıştırdıkları açısından bir bilmece olmasıdır. İlgi çekmesinin nedeni de budur.
.
Mikroskop fotoğrafında istediğiniz kadrajı tüm netliğiyle fotoğrafa yansıtmak her zaman mümkün olmaz; mikroskop kamerası kişisel tercihlerinize bağlı olmadığından elinizdekiyle yetinmek durumunda kalırsınız; teknik hakimiyetiniz de kameranın size sağladığı olanaklarla sınırlıdır. Mikroskobunuzun diyaframını kısmak alan derinliğini artırmanıza yardımcı olmaz; çünkü görüntüdeki hücreler cam bir düzlem üzerindedir; ilerisinde sonsuzluğu göremediğiniz gibi, birkaç katman hücre de üst üste gelmiştir. Bu durumda tek bir kadrajda birçok alandan netlik elde ederek, çektiğiniz birçok fotoğrafı teknik manipülasyonlarla tek bir fotoğraf haline getirmeniz gerekebilir.
.
Ayrıca, mikroskop fotoğrafında gerçek görüntü fotoğraflanmak üzere sizi beklemez. Siz yaratırsınız. Estetik kaygılarla bir fotoğraf elde etmek teknik olarak zor olduğu kadar, mevcut karmaşık ve bol lekeli alanların içinden özenle ayıklamanızı gerektirir; değilse, binlerce fotoğraf karesi rutin hücre taraması içerisinde akar gider. İşte burada algıda seçicilik devreye girer. Çünkü onlarca nesnenin varlığından çok, size ne duyumsattıkları ön plandadır ve istediğiniz öznel görüntüyü bu seçicilik sağlayacaktır.
.
Mikroskop fotoğrafı ebru sanatını, sürrealist bir resmi, kimi zaman soyut ve soyutlamayı, kimi zamansa doğa fotoğraflarını anımsatır. Bazense bin bir gece masallarından fırlamış bir şark desenidir. Hatta içini dışını merak ettiğimiz, gözümüzün görmeye yetmediği muhteşem mikroorganizmaların ve böceklerin ritmik ve renkli dokularından haberler verir. Bu, çok yönlü bilinmezler dünyasına ışık tutan fotoğraf akımı yurt dışında ünlü firmaların fotoğraf yarışmalarıyla desteklenmekte ve sanatsal platformlarda yer bulmaktadır. Umudum, ülkemizde de derneğimizde başlayan bu sürecin devam etmesi yönünde…
.
Mikrofotoğrafta fotoğrafa yansıtılan görüntü o anı sonsuzlaştırmaktan çok, fotoğrafçısının algısını, içselleştirdiği imajı ifade eder. Bu ifadenin ne olduğu fotoğrafçısında saklıdır. Ancak o fotoğraf izleyiciyle buluşur, her bir izleyicide yarattığı etkilerle zenginleşir ve çoğalır. Her izleyicinin algısında farklı ifadelere bürünür, başka bir fotoğraf olur. İzleyicinin görüşüne sunulan fotoğraf, fotoğrafçısına bu anlamda sorumluluk yükler.
.
Yenilerde klişeleşen bir söylem var; ürünlerine sevgi kattıklarını, bu nedenle lezzetli olduğunu iddia edenler hiç de haksız değiller. Sonsuz teorik bilgiyle donansanız bile fotoğrafınız öncelikle yüreğinize dokunmadan, içinizde olgunlaşmadan ortaya çıkıyorsa başkaları tarafından beğenilmesi sizi doyuma ulaştırmaz. Aksine monoton ve rutin fotoğrafçı olmanıza neden olur. Oysa, fotoğraf şiir gibidir; şair duyumsamadan yazamaz ise fotoğraçı da duyumsamadan yaratamaz. Çıkan ürün sadece teknik olarak mükemmeldir; ancak ruhu eksik kalmış bir ürün düşündüremeyeceğinden, duyumsatamayacağından kısa ömürlü olacaktır. Fotoğrafçının yapması gereken, ne, nasıl ve neden sorularını önce kendisine sormak olmalıdır. Teknik her zaman geliştirilebilir; ancak his ve istek sizin içinizde saklıdır. Keşfetmek sizin isteğinize bağlıdır. Fotoğrafçının popülarizm kaygısı sanat kaygısının önüne geçtiğinde içsel doğaçlama üretkenliğine sınır koyar; sanatına gölge düşüren, sanatçıyı kısırlaştıran megalomanca bir yanılgıya iter. Bu nedenle sanatçı öncelikle kendi adına, içinden geldiği gibi sanatsal kaygı taşımalı ve ne yapmak istediğinden emin olmalıdır. Fotoğrafçı hayallerine gem vurmadan, ancak sanatçı olmanın sorumluluğunu yüreğinde taşıyarak üretmeli ve ürünlerini sanat adına izleyicisiyle paylaşmalıdır.
.
Mikrofotoğraf bir çoğunuzun merak ettiği yeni bir fotoğraf dalı, akımı… ne derseniz. Ben de
mikroskobumla bütünleştiğim her an aynı heyecanla o gün neler göreceğimi merak ederek öncelikle mesleki açıdan, sonra fotoğrafçı yanımla bilinmeyenler dünyasına yol alıyorum. “Gemsiz düşler fenomeni” olarak adlandırdığım mikrofotoğrafçılığın da yeni bir fotoğraf geleneğine dönüşeceği inancındayım. Bu inançla, gözle göremediğimiz; ancak varlıklarından emin olduğumuz, biz insanlara ve tüm canlı varlıklara ait mikro güzellikleri fotoğraf karelerinde paylaşmak benim için büyük keyif olmaya devam edecek.







