Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player





Ankara’dan Macaristan’a Uzanan Fotoğraf Köprüsü:

macar1.jpg

Her şeyden önce, bir ekip olabilmek vardı aslında işin özünde... Tam da bunu anlamaktan geçiyordu başarının sırrına ulaşmanın yolu...

 
20-25 Ekim tarihleri arasında Macaristan’ın Sopron kentinde, AFSADSopron Fotoklub işbirliğiyle düzenlenen fotoğraf etkinliğinde bulunma fırsatını yakaladığımda, fotoğrafla dolu dolu geçecek günlerden habersizdim. Son yıllarda Türk fotoğrafçılığının yurtdışında tanınmasında büyük yol kateden AFSAD, bu kez de Macaristan yollarındaydı...
 
Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra Viyana Havaalanı’nda, yüzlerinde sıcak tebessümle bizi Nagy Attila ve eşi Agi karşıladı. Hep birlikte Sopron’a doğru hareket ederken herkesin üzerine biraz yorgunluktan, biraz da çekingenlikten derin bir sessizlik çökmüştü.
macar2.jpg

Ve Sopron... Macaristan’ın bu nezih, mütevazı ve büyüleyici şehri soğuk havaya inat, sıcacık bir misafirperverlikle kucaklamıştı bizi. Evler, insanlar, yollar... Her şey bize yabancıydı aslında, aynı havayı soluyor olmanın sunduğu işbirliğine ortaklık etsek de...
 
Hemen ertesi gün başladı sergi hazırlıkları... Sergi, Sopron’un tarihi kültür merkezi Liszt Ferenc Conference&Cultural Centre’da gerçekleşecekti. Yapılacak öyle çok iş vardı ki; fotoğrafların sergiye hazırlanması, gümrükte bekleyen fotoğrafların alınması, yer düzenlemeleri, fotoğrafların asılması, gösterilerin ayarlanması... Arı gibi çalışıyordu herkes; öyle düzenli, öyle istekli çalışan bir ekip vardı ki karşımda insanların eğer isterlerse bütün hırslarından, bütün önyargılarından sıyrılabileceğini gördüm bir kez daha. Herkes Türk fotoğrafçılığı adına, orada yüklendikleri misyonun farkındalığıyla asılıyordu küreklere... Kimi zaman espriler uçuşuyordu havada, kimi zaman da fotoğraflar. Orada tanıştığımız Sopronlu fotoğrafçılar ile birlikte oluşan sıcak ortamda, havada uçuşan esprilerle hazırlandı ekip sergiye. Öyle sıcak karşılanmıştık ki orada bir an bile yabancı hissetmedik, sanki kırk yıllık arkadaşlar gibi... Ortak paydamız belliydi aslında: Fotoğraf... Sonraları şehir gezisinde bizlere eşlik ederken, kendi portfolyolarını gösterirken, fotoğraflarımıza yorumlar yaparken de bu ortak payda etrafında pekişti arkadaşlıklar... 
macar3.jpg
Ve sergi günü... Nasıl bir telaş; nasıl bir heyecan… Büyüleyici bir salon vardı karşımda... Bir tarafta AFSAD Kompozit Atölye’nin ezber bozan yaratımları, diğer tarafta ise Soyut Atölye’nin bir adım öne çıkan fotoğrafları ile gerçekten gurur verici, eşsiz bir fotoğraf sergisi duruyordu karşımda. Sergi önce Sopron Kültür Müdürlüğü Başkanı’nın konuşmasıyla, daha sonra da sırayla AFSAD Başkanı Gökhan Bulut, AFSAD Kompozit Atölye Eğitmeni Cengiz Engin ve Nagy Attila’nın konuşmalarıyla açıldı. Küçük bir kokteylden sonra gezilen sergi salonu, oradaki herkesi etkilemeyi başardı. Sopronlu fotoğrafçılar, büyük bir merak ve ilgiyle, zaman zaman da kıskanç gözlerle incelediler fotoğrafları. Atölye hocaları Gökhan Bulut ve Cengiz Engin’den hemen hemen her fotoğraf ile ilgili bilgi almak için yarıştılar. Türk fotoğrafçılığının ulaştığı nokta şaşırtmıştı herkesi.
 
Bir ara Gökhan Bulut’un yanına yaklaşıp sordum: “Hocam, bu manzaraya bakarak AFSAD’ın günden güne büyüyen uluslararası işbirliklerinin derneğe ve Türk fotoğrafçılığına katkısı nedir sizce?”
 
2009 yılından bu yana yoğunlaşan çalışmalarla AFSAD; Almanya, Avusturya, KKTC, Macaristan ve Yunanistan olmak üzere beş ülke, yedi şehirdeki önemli galeri ve kültür merkezlerinde toplam dokuz sergi, altı gösteri ve üç panel/ söyleşi gerçekleştirdi. Bunun dışında Çin’den gelen iki ayrı delegasyona, Filistin, Bosna ve Rusya’dan gelen fotoğrafçı veönemli fotoğraf örgütü yöneticilerine ev sahipliği yaptı. Tüm bunlar, özellikle atölye eğitimlerinin disipline edilişi ile gelişen fotoğrafik çizgiyi uluslararası aktivitelere dönüştürerek, ülke dışında AFSAD’ın ve ülke fotoğrafının daha bilinir kılınması çabalarıdır. Bu noktada, gidilen yerlerde alınan olumlu tepkiler, satış başarıları ve ilişkilerde yakalanılan ilerlemelerle önemli bir yol alındığını söyleyebilirim. Henüz emekleme devresi olarak değerlendirebileceğimiz ve kişisel ilişkilerle yürütülebilen bu çalışmaların, önümüzdeki yıllara altyapı oluşturduğunu düşünerek, uluslar arası fotoğraf ve sanat camiasında AFSAD ve ülke fotoğrafının temsiline katkı verecek kurumsallaşan niteliklere dönüşmesi hedeflemektedir. Uzun vadede amaç, yurtdışı sanat örgütlenmeleri ve fotoğrafının içerisinde güçlü bir ‘Türkiye Fotoğrafı’ başlığı açabilmektir. Ülkemiz fotoğrafı, bu güne kadar, değerli fotoğrafçıların, önemli ve bireysel başarılarıyla yurtdışında anılmıştır ama yeni değerler ortaya çıkarmak, aktiviteleri geliştirmek ve uluslararası camiada bilinir olup güç kazanmak için kurumsallaşan ilişkilere ihtiyaç vardır. 106 yıldır faaliyet gösteren Sopron Fotoklub’ın desteğini görerek, Macaristan gibi sinema ve fotoğraf sanatı adına önemli bir kariyeri olan ülkede bu etkinliğin yapılması da tüm bu bahsettiğim düşünceye katkı sağlamak adınadır.
macar4.jpg
Bu sırada sohbetimize Cengiz Engin de katıldı. “Sopron’da gerçekleştirilen bu etkinliğin amacı ve size katkıları hakkındaki sizin gözlemleriniz neler?” diye sordum onu da yakalamışken. Bir an bile düşünmeden cevap verdi:
Sopron’da gerçekleşen etkinlik, her şeyden önce dernek olarak AFSAD’ı, AFSAD çatısı altında gerçekleşen fotografik üretimleri ve AFSAD üyelerini yurtdışında da tanıtmayı amaçlayan, yabancı fotoğrafçılarla ortak projeler ortaya çıkartmak amacıyla yüzyüze tanışmayı ve karşılıklı planlar yapmayı hedefleyen, temelde bir dernek etkinliği idi. Gerek Soyut ve Kompozit atölyelere ait sergi fotoğraflarının, gerek sergi açılışı sırasında ve sonrasında tekrar edilen gösterilerin, gerekse de dernek üyesi olarak Macaristan’a giden 12 kişilik ekibin, AFSAD’ı ve Türk fotoğrafçılığını son derece başarıyla temsil ettiğini söylemem gerekir. Sopron Fotoğraf Kulübü üyeleri tarafından ekibe gösterilen dostluk ve evsahipliğinin, AFSAD fotoğraflarına gösterilen ilginin nedeninin büyük ölçüde fotoğrafların ve fotoğrafçıların temsil yeterliliğinden kaynaklandığını düşünüyorum.
 
Beni kişisel olarak memnun eden başka bir konu da şu oldu: 1990’lı yıllarda, bırakın Türkiye genelini, Ankara’daki sanat galerilerinde bile fotoğraf sergileri neredeyse hiç yer bulamıyordu. Sopron’da aynı sergi mekânını paylaştığımız Soyut Atölye eğitmeni sevgili dostum Gökhan Bulut’la, 1997-1998 arasındaki iki yıl boyunca Ankara’da AFSAD’lı fotoğrafçılara sergi mekânı oluşturabilmek amacıyla ON Sineması’nın kafe bölümünde fotoğraf sergileri organize etmiştik.
 
Aradan geçen zamandan sonra, bugün geldiğimiz noktada AFSAD’lı fotoğrafçıların ürünlerini Ankara’nın birçok galerisinde, yurtiçindeki birçok şehirde ve hatta artık yurtdışındaki birçok ülkede sergilenirken görebiliyoruz.” derken Cengiz Hoca’nın gözlerinin içi gülüyordu.
 
Dr. Nagy Attila ve Sopron Kültür Müdürü László Sass da Türk fotoğrafçıları ile yapılan bu ortak işbirliğinden duydukları memnuniyeti, fotoğrafların başarısının göz kamaştırdığını, her iki ülke fotoğrafçılarının da birbirlerinden öğrenecekleri çok şey olduğunu, fotoğraf odaklı bu etkinliklerin sürmesini temenni ettiklerini belirttiler. Gösterileri de büyük bir keyifle izlediler.
 
Ve elbette sevgili Suderin Murat’a da değinmeden geçemeyeceğim. Ben bu kadar enerjik, bu kadar organize,
bu kadar detaylara önem veren, herkesi motive edebilen birini daha görmedim. Herşeyde en çok onun emeği olduğunu söylemeliyim.
 
Gecenin sonunda herkes bir Türk fotoğrafçısı olmanın haklı gururunu yaşıyordu. Bir fotoğrafçı olmak, sadece belli, dar kalıpların arasına sıkışıp kalmak değildi. Aynı fotoğraf dilini konuşan herkesle uyum içinde, “fotoğrafçı” ortak kimliği altında buluşup başarılı karelere imza atabilmekti; hırslardan, oyunlardan sıyrılarak... Markası, modeli, teknik özelliği ne olursa olsun dünyaya arkasından baktığımız vizörler aynı, ortaya çıkan kareler ise çok farklıydı... Bu farklılıklardı zaten bizi çeşitlendiren...
 
Her şeyden önce, bir ekip olabilmek vardı aslında başarının özünde...